Yaşıyor olmanın acısıyla yazılıyor sadırlarımıza işleyen satırlar. Bir gün vuslata ermenin hayaliyle bastırılıyor içimdeki hasretin açtığı derin yaralar. Öyle bir hasret ki acısı bile diğerlerinden özel. Hasreti içimde yara açan ile içimdeki yaraları saran aynı güzel. O ki ömür şiirimin Mısra-i Bercestesi, gönül kasidelerimin en güzeli. Öyle bir sevgili ki nereye baksam Medine’deki mübarek kabrinden yansıyan Nur gözlerime ilişiveriyor. Ravza-i Mutahhara’da dua ederken, Hicri İsmail de Allah’a yalvarırken, Makamı İbrahim’de namaz kılarken Hacerül Esved’i selamlarken, attığım her adımda kalbimde gür bir sada Essalatu Vesselamü Aleyke Ya Rasulallah. Bir Aşk ki beşeri aşkların en güzeli, bir maşuk ki en sevgilinin sevgilisi, bir dua ki bu acizin her daim dilinde: ‘Kavuştur Ya Rab beni O (sav.) sevgiliye . Hangi beşer bu kadar sevildi, kim yokluğunda bile böylesine bir aşkla gönüllerde yer etti. Âciz gönlümden sana yazılmış mısralar var Ey Sevgili :
Senden gayrısına iltifat lafı güzaftır,
Senin aşkınla yanmamış gönül hamdır.
Gönül mülküm senin varlığınla aşikardır,
Seni görmeden geçen her günüm bana ızdıraptır.
Attığım her adımda, kurduğum her cümlede ümidim sana kavuşmaktır,
Bu gönül senden uzakta hep narda,
Ey Berceste – i Kainat Habibi olduğun zat hatrına bu fakiri kabul eyle dergahına..
Nisa Nur Kantacı










