Hüznün Kırıntıları

Hüzün; ufalır,ufalır, öyle ufalır ki girip çıktığımız her yerde, her daim yanımızda olmaya mahkumdur artık. Kendimize hiç yakıştırmadığımız ama aynı zamanda da bizim için kaçınılmaz bir hisse dönüşür. Tüm bunlar hangi ara olur, biz ne zamandan beri bu değişime ayak uyduruyoruzdur? Çocukluğumuz, sadece birkaç adım ötemizdeyken bile bize çok uzak gelir ya hani, sanki hiç“Hüznün Kırıntıları” yazısının devamını oku

Yeraltından Anekdotlar

Yapılan tetkiklere göre yalnızlık, insan ömründen sekiz sene kadar nakıs bırakıyormuş. Büyük iş. Bunu böyle kabil görenler nedense insanın diğer insandan çalabileceği yılları, maneviyatı giden ömürden saymamak gibi bir yanılgı içindeler. Çünkü matematik,insan ruhunu açıklayamaz. Bir formülle, denklemle insan yaşamını sayılara sığdıramazsınız. Diyelim ki, bunu başardınız. Bu sefer de o kadar büyük ve kıymetli bir“Yeraltından Anekdotlar” yazısının devamını oku

BU BAYRAM

Böyle mi olacaktı bu bayram? Varsın olsun buluşmayalım kimseyle bu bayram. Yeter ki dinsin bu acı. Kimsecikler ölmesin artık hastalıktan, hiç kimse uğurlanmasın son yolculuğuna yapayalnız, diye geçirdi içinden. Sonra kendisini aramış olan torununa gününün nasıl geçtiğini sordu. Çocuk da bu anı bekliyormuş gibi başladı hemen anlatmaya: “Sabah kalktığımızda ,malum gidemiyoruz camiye, evde kıldık biz“BU BAYRAM” yazısının devamını oku

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın