Yaşıyor olmanın acısıyla yazılıyor sadırlarımıza işleyen satırlar. Bir gün vuslata ermenin hayaliyle bastırılıyor içimdeki hasretin açtığı derin yaralar. Öyle bir hasret ki acısı bile diğerlerinden özel. Hasreti içimde yara açan ile içimdeki yaraları saran aynı güzel. O ki ömür şiirimin Mısra-i Bercestesi, gönül kasidelerimin en güzeli. Öyle bir sevgili ki nereye baksam Medine’deki mübarek kabrinden yazısının devamını oku
Kategori arşivleri: Genel
AZİZİM BU BEN
Aslında buraya şiirlerimi yazarken bir nebze size içimi açıyorum. Eğer dikkatli bakarsanız mısralarıma o mısralarda bulursunuz gerçek beni. Ben yazarım siz beni mısralarımda görürsünüz. Ben bile bazen kendi yazdığım mısralarda buluyorum kendimi. Aslında şiirlerimi çok görmenizi istemiyorum çünkü korkuyorum bana bakan bakışlarınız değişir diye ya da yıllardır sakladığım duygularımı görürsünüz diye. Ama yazmaktan vazgeçemiyorum. Sanki“AZİZİM BU BEN” yazısının devamını oku
SEFAHAT YAĞMURLARI
*Okumadan önce bakınız Sefahat:Zevk ve eğlence düşkünlüğü (lügat) Bırakın da harâb edeyim kendimi genç yaşımın yorgunluklarında.En kötü sahneleri canlandırsın yüreğim dünya denen tiyatroda. Solgunlukları, hezimetleri geçip başka bir ben olsun sesini duymakta güçlendiğim benliğim. Yoksun bir şeyler görelim. Acizlik merdivenlerinden çıkalım.Korkuyoruz bu talihsizlik illetinden. Yağmurlu günde çamurlu su birikintisinin üstünden geçemeyip içine düşmeyenler her daim“SEFAHAT YAĞMURLARI” yazısının devamını oku
Hüma Kuşu
Hüma kuşu Türk ve Fars edebiyatında geçen efsanevi bir kuştur. Hüma kuşunun efsanesi Türk ve Pers kökenli milletlerde yaşamaya devam ediyor.Hüma kuşu insanın gözleriylegöremeyeceği kadar yükseklerde hiç dinlenmeden uçar ve hiçbir şekilde yere konmaz. Bu yüzden cennet kuşu ve talih kuşu olarak da anılır.Bazı halk inanışlarına göre, Hüma’nın Anka kuşu gibi birkaç yüzyılda küllerinden yeniden“Hüma Kuşu” yazısının devamını oku
“Falanca Kişinin Mektubu” Yazı yazabilmek için bi’ felaket bekliyorum. Öyle ya, saadetli vakitlerimde kalemim oynamaz. Konuşamadığım için yazıyorum. Kalbim nümayiş istiyor. Ezilip, parçalanmak… Ah, ne mesud olurdum. Parça parça olup zerrelerime ayrılsam ne mana verirdim âleme. Dağıtırdım zerrelerimi memleketin dört bir yanına. Şimalde hüzün, Cenupta bahtiyarlık. Bütün bir parça olarak yaşamak zor biliyor musun,Nahide? Her yazısının devamını oku
MECNUN MATBUÂT İRSALİYESİ FASILA:II ”İptila”
Düşünmek… Bazıları düşünürken kendini hür hisseder. Ben öyle hissetmiyorum.Ya her vakit olduğundan daha esirsem düşüncede. Ya hiç çözülmemek üzere kelepcelenmişse fikirlerim?İki yerde kendimi esir hissediyorum: ibadette ve düşüncede. İlki hakikate olan esirlik ve aynı vakitte tüm hürriyete açılan sonsuzluk kapısı. Lakin ikincisi? Ondan pek de emin değilim. Bir üstadım, kalem ehli büyüğüm bana vaktinde bana:“MECNUN MATBUÂT İRSALİYESİ FASILA:II ”İptila”” yazısının devamını oku
Büyük Mecidiye Camii (Ortaköy Camii)
Büyük Mecidiye Camii -bilinen adıyla Ortaköy Camii- 1853 yılında Sultan Abdülmecid tarafından Nigoğos Balyan’a yaptırılmıştır. Barok stiline sahip olması nedeniyle oldukça ihtişamlı bir görünüme sahiptir. Yapının dikkat çeken özelliklerinden biri dört tarafından güneş alacak şekilde tasarlanmış olmasıdır. Semtin simgesel değerlerinden biri haline gelmiş olan yapı,boğazın muhteşem manzarasına hakim bir konumda yer almaktadır. Yolunuz Beşiktaş’a düşerse mutlaka“Büyük Mecidiye Camii (Ortaköy Camii)” yazısının devamını oku
Mecnun Matbuat İrsaliyesi
1.FASILA: “MECZUBİYET”Fikirlerim… Eriyip avuçlarımda birer kül vaziyetini alıyor. Beynim, muhayyilem, içinde evhamlardan sıyrılabilmiş bir parçanın varlığına kanaat getirebildiğim bir bölümün mevcudiyeti… Ve işte o buhran… Akşamları bastırıyor inceden. Fakat aciz bedenimi sarsan bu felaket ıslığı. Canımı, kanımı bir iğne deliğinden geçiriyormuşçasına zınklayan tahayyül!Sonra bak yine sabah! Ben yine hastalıklı bir adam. Köşede yığılıp kalmış. Akşamdan“Mecnun Matbuat İrsaliyesi” yazısının devamını oku
SANKİ…
Son kez uğruyorum akıp giden zamanın darağacına. Gözlerim,Gözlerim sanki son kez dalıyor uykusuna. Kış… Sanki son kez örtüyor üstümü. Kalpler… Kararmış pas tutmuş demirler gibi veyahut izbe bir sokağın en ücra köşesi.Yalnız süveydasını dinliyormuş gibi… Izdırap çeken, ızdırabından haz alan, sızı ile yoğrulan kalpler. Ne kurtulabiliyor kendinden ne de bir suç buluyor kuşun kopan kanadından.“SANKİ…” yazısının devamını oku
İNSANMIŞ UNUTAN ,DOĞAYMIŞ HATIRLATAN
İnsanmış bu yaşayan bazen ağlayarak bazen gülerek. Bir nefeste var olanmış kainatın en muazzam yaratılmışı. Emelleriyle güçlenenmiş insan, bir umutla da yeşerenmiş insan. Hayatın en ufak zelzelesinde güçsüz kalanmış insan. İnsan ki hayatın küçük bir filiziymiş, bir o kadar güzel ve bir o kadar muhtaçmış . Önce yaradana sonra yaratılmışlara… Büyüyenmiş hayat. Olgunlaşanmış koca Dünya.“İNSANMIŞ UNUTAN ,DOĞAYMIŞ HATIRLATAN” yazısının devamını oku
